BENİMKİDE  GÜYA DÜŞ  

         Gecenin zifir karanlıgında,beyaza bürünmüş bir şehrin örtüsü altında beyaz bir düştü benimki
O şehir-ki sarıçam ormanlarının şehrin ana caddelerine kadar birbirine dal verip uzanan,kokusunu dört bir tarafa
yayan o agaçlarki şehirde bu agaçlara hiç kimseler yakacak,mertek veya dam üstü atması olarak bakmazmış.
sadece kozalarını ve çürümüş kök ve dalları toplar yakarlarmış.Bundan hem insanlar hemde ağaçlar ve ormanın
diger sakinleri mutlu olurmuş. Ne hikmet-se bu ormanlar o şehre yeryüzünün en kaliteli kristal karının yağmasına vesile olurmuş,uzun süren kış aylarında şehrin çoçukları,gençleri hatta yetişkinleri bile buz pateni,kayak,atlı kızak gibi kış sporlarını yaparak bir kültürün mirascısı olmayı devam ettirmişlerdir.Metrelerce

yükseklikte yağan kar onları hiç rahatsız etmezmiş çünkü onlar beyazın saflıgını,durulugunu,temizligini yüreklerinden hiç eksik etmezlermiş.Bu sayede birçok başarılı bay bayan sporcular,dünya ve olimpiyat şampiyonları yetiştirmişler,çok soğuk geçen kış aylarında hiç üşümezlermiş nedenmi çünkü onların muhteşem bir deri sanayisi varmış,besledikleri küçükbaş ve büyükbaş hayvanların derilerinden muhteşem kabanlar,kazaklar

yün çoraplar,kalpaklar,mantolar yapar hem kendileri giyip hemde dünyanın her tarafına ihraç ederlermiş elde Ettikleri kazançlada şehirlerine doğanın dokusunu bozmadan yeni yatırımlar yaparlarmış.Bundan dolayı bu Tabiat onlara zengin bir bitki ve su kaynakları sunarmış o su kaynaklariki hiç kurumaz ve kesilmez imiş İnsanlarda bu suların tek damlasını bile boşa akıtmadan kullanır,depolar ve cam şişelerde susuzluk sıkıntısı olan başka şehirlere gönderirlermiş.ormanın bağrından şifalı maden suları fışkırırmış,su hayattır sözünü hiç unutmaz ve unutturmazlarmış.
Çocuklarını eğitimden,spordan ve kültürel faaliyetlerden bir an olsun yoksun bırakmamışlar,dönünce mevsim ilkbahara erimeye başlayınca karlar erimeye tabiat başlarmış yeşermeye
çiçekler,böcekler,bitkiler,kuşlar ses verirmiş bu ahenk-e yağan karın bereketi verirmiş topraga o canı tarlalar çayırlar,bağlar,bahçeler bereket fışkırırmış.Yaylaları renk,renk çiçekler içinde insanla koyunla,kuzuyla dolup taşarmış daha ilkbaharda başlarmış bir dahaki kışın telaşı ve hazırlıgı bostanlarda patates,kovanlarda bal,küleklerde süt,yag,peynir tarlalarda arpa,buğday hepsi doğal ve hormonsuzdu o tabiatın temizliginde bu Gıdaları üretip kendileri,çoçukları,dostları için hemde diğer şehirler ve ülkeler için hazırlayıp ihraç edip en helalinden alın teriyle kazanırmış ekmek paralarını  

     Hep böyle dönermiş dünya onlar için atölyeleri varmış sanatkar insanlarmış marangozu,sobacı ustası,aşçısı,fırıncısı hep çalışıp üretirmiş yorulmadan of ,buf çekmeden hep şükrederek,şehirde yok yok sinema,tiyatro,spor salonu,oyun alanları,okullar,parklar bahçeler,halk evleri,eğitim kursları her şey varmış bu sayede öğrenip sonrada üretmiş renk,renk kilimler,halılar,dokumalar yapılırmış saf yünlerden yüreklerinin saflığını,temizliğini işlerlermiş nakış,nakış hiç kimseler terk etmezmiş bu şehri hiç göç olmazmış,hatta dışarıdan gelip görenler bile yerleşirmiş buraya huzur mutluluk bereket şehriymiş orası  

    Bir sese uyanıverdim çalar saatim bu güzel düşten uyandırdı beni ve öylece kalakalıp bir an düşünüverdim,dogup büyüdügüm bu şehre bu düş çokmu fazlaydı,bunları yapıp başaramazmıydık neden  yapamadık bunları yönetenlerin ve şehrin ahalisinin hiçmi aklına gelmedi yoksa geldide engellermi vardı beklide herkes biraz tiritlenip büyük şehirlere kaçma hevesi,yoksulluk,işsizlik nedendi,peki niye bir araya gelip fikirler ve projeler üretip sözünü ettigim kaynakları kullanmaktan alıkoyduk kendimizi,neden kişisel,ailesel çıkarlarımız için birilerinden yardım ve destek peşine düştük o tabiatı sevseydik,ormanımızı kesip talan etmeseydik,tarlamızı sürseydik,İstanbula,İzmire,Bursaya kaçmasaydık,tarımdan ve hayvancılıktan vazgeçmeseydik,süt,peynir,bal üretseydik ve en önemlisi bu projeler ve yatırımlar için şehrimizin zenginlerinden ve yetkililerden kişisel istekler yerine bunlarda ısrar etseydik aramaızada ırk,mezhep farkını aklımıza getirmeden,birazda ileriyi görebilseydik inanın hepsi olmasada bazıları olurdu,iyide olurdu  

   Saygılarımla  Ufuk KARAHAN