KAHRAMAN DEDEMİZ

       **** Fazil Dede *********

    Sarıkamış’ta çocukluğumuzun, sevimli dedesiydi o. Büyük önder; Mustafa Kemal ATATÜRK ‘ün yanında yaveri olarak askerlik yaptığı için, çok çeşitli ve renkli hatıralara sahipti.  

Değerli Fazıl dedemiz; kurtuluş savaşı yıllarında çok kurnaz ve akıllı bir asker olduğu için, büyük önder tarafından kendisine “Tilki Fazil” lakabı verilmiştir.

Çocukluğumuzda, Fazıl dedemizi nerde görsek, oturur sohbetini dinlerdik. Hayal dünyası çok genişti.

Düşmana karşı çok öfke doluydu. Kurtuluş savaşı yıllarını anlatırken, çok dalardı.

Hatta bazen düşmana karşı yetersiz kaldığımız durumlarda; hayal dünyasındaki anlatımlarla, düşmanı alt etmesini bilirdi. Hatta o yıllarda çektikleri eziyetlerden dolayı gerçek olaylarla , hayal dünyasını karıştırdığı bile olurdu.  

Savaş anılarını anlatırken; düşman askerleri için:  silahi doğrulttum, bir el ataş eddım. Birde bağtım ki,  bir bölük düşman esgeri, yere serildi” derdi.

Dinleyenlerden biri, Fazıl dedemizi kızdırmak için; Fazıl dede bir gurşunnan, bir bölük asker nasıl yere serildidiye sorardık. Mübarek, bize döner;ola uşağlar siz düşmandanmı yanasız? yoksa bizdenmi yanasız ? size ne, bırağın ölsünler”.  

Tabi buradaki asıl amacı; düşmana karşı vatanseverliğin verdiği coşkuyu ifade etmekti. Bunu, çocuk aklımızla o zamanlar anlamakta güçlük çekiyorduk.

Fazıl dedenin; hayal dünyasına yerleştirdiği sembollerde, kurtuluş savaşı yıllarında Türk Milletinin; kazandığı o büyük savaşın haklı gururunu ifade eden coşkunun izlerini bulmak mümkündü.  

Büyük Atatürk ile beraber, vapurla Samsuna doğru yola çıkarlar.

Büyük Atatürk, cebinden sigara tablasını çıkarırken, tabla elinden kayarak denize düşer.

Atamızın yanında yaveri olan Fazıl dedemiz;  hemen durumdan vazife çıkarır.“Birde bağtımki böyük ATATÜRK ‘ün cigara tablasi, denize düşti. Ben dururmiyam, atladım tablanın peşinden denize.

Denizın belki bir kilometre altında, zar zor tablayi yağaladım. Bağtımki; denizin dibinde kimse yoğ,  çoğda yorulmuşdum. Denizin dibinde, gumların üstüne, bağdaş gurdum oturdum. Atamın cigara tablasıni açtım, içinden bir cigara çığardım, çağmağnan cigarami yağtım, bir güzel atamın cigarasından bir tene iştim.

Ne datli cigaraydi yahu“ “tam cigaram bitmağ üzereyken, birde bağtımki böyüüük bir İTBALIĞİ bene doğri gelir. Belliki bu itbalıği gavur terefınden. Ben anladım buni gavur guvvetlerının gönderdığini. Tuttum gafasından, çepere vura vura geberttım.

Fazıl dede bunları anlatırken dinleyenlerden biri; “Fazıl dede; balığın gavuri olurmi? Diye sordu. “gosgoca Atatürk’ün yaverine saldıran balığ, gavur balıği değilde nedır?”  

Bir başka dinleyende, “Fazıl dede; denizin altında balığın başıni çepere vurarak öldürmüşsün. Denizin altında çeperin ne işi var?” Fazıl dedemiz biraz düşündü ve “ola oğul gavurlar denizin dibinde ele apartumanlar yapmışlarki şaşarsın  

Bu anlatımın özünü anlamak lazım burada. Fazıl dede hayal dünyasına yerleştirdiği imgeler ile büyük öndere verilen saygı ve sevginin ölçüsünü vurgulamak istemiştir.  

Fazıl dedenin; hayal dünyasındaki anlattığı her sembolün, verdiği mesajı bugün çok net anlayabiliyorum.  

Fazıl dedemizin, anlattığı anılarını mutlaka bir yazılı belge haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Gerek kurtuluş savaşı  yıllarında yaşadığı anılar, gerekse hayal dünyasında bizimle paylaştığı konuların hepsinin toparlanması ve bu mesajların irdelenmesinin, bizlere çok şey katacağını düşünüyorum.  

Yüce Rabbim; mekanını cennet etsin. Nur içinde yatsın. Kurtuluş savaşı gazimizdi.

Bu vatan topraklarında; nefes alan her ferdin bu kahramanlara borcu olduğu unutulmamalıdır.

Şehitlerimiz ve gazilerimiz mutlaka hatırlanmalıdır.  

Sevgi ve saygılarımla  

Oktay YAVLAL

(05325145692)