SARIKAMIŞ'A DUYULAN ÖZLEM
Düşünün ki sol yanınızda hep bir sızı hissediyorsunuz. Durup kendi kendinize bu sızının neden kaynaklanıyor olabileceğiyle ilgili fikirler yürütmeye başlıyorsunuz.
Eşim,çocuklarım ve kardeşlerim yanımda
Herhangi bir sağlık problemim yok.
Altımda son model araba
Sevdiğim bir çok arkadaşım yanımda
Çok şükür işim gücüm var.
Sigarada içmiyorum.
O zaman bu benim sol yanımda hissettiğin sızı ne ola:

Birden arabaların gürültüsüyle irkiliyor ve kendinize geliyorsunuz. Terlemişsiniz her yanınız sırılsıklam. Kalabalık insanların arasında bir anda yolunuzu şaşırıyorsunuz. Hızlı akan trafik yabancı insanlar karbondioksit kokan hava susuz yaz.O an oturup terinizi silecek bir ağaç gölgesi arıyorsunuz fakat nafile.Yüksek binaların arasında ağaca hiç yer kalmamış.O anda bu şehrin yabancısı olduğun geliyor aklına.Karamsar gözlerle bakıyorsun etrafa…sonra
Derinden bir OHH çekiyorsun. İşte o zaman Sarıkamış’ın gelmiştir aklına . Buz gibi akan sular daldan dala uçup ötüşen kuşlar yeşil ovalar çam ağaçlarıyla dolu ormanlar şen şakrak çocuklar şakalaşan insanlar serin rüzgar meleyen kuzular mis gibi kokan hava daha neler neler.Birden sol tarafındaki sızının daha da arttığını hissediyorsun .
Altında ki araban bankadaki paran gideremiyor bu sızını. Bu özlem ki mıh gibi saplanmıştır kalbine.Her ne kadar şehirde yaşıyor olsak ta yüreğimizin en temiz en güzel yerine çocukluğumuzun geçtiği
• Yakan top

• Beş taş
• Çember çevirme
• Çelik çomak
• Yedi taş
• Top
• Yakalamaca
• Bilye

daha bir çok oyunları oynadığımız ilçemiz ve köyümüz vardır.

Elimizde kasalardan yaptığımız arabalarla tezek toplardık.Araba bilyelerinden  araba yapar imam hatibin ordan Kazım Karabekir  ilkokuluna doğru kayardık.Babamızın yeni aldığı ayakkabıyı keser kuş lastiği yapardık.Ayakkabı yerine kara lastik giyer babamız yazlık aldı- mı arkadaşlarımıza hava atardık.Mecit GÜNDÜZ’ün  bakkalından gaga alır kışları kızak yapar kayardık.Gıyasın çayırında,karayollarının şimdiki ünüversitenin orda  malları yayar Çamaşırdere dediğimiz orman fidanlığından değnek keserdik. Boğahanenin ordaki derede yüzer şimdiki kayakevinin ordaki ormanlık bölgede kara üzüm toplayıp,kekliğin deresinde dağ çileği yerdik.Evden getirdiğimiz kavanozlarada ayrıca toplayıp eve götürürdük,toplarken yememiş gibi birde ordan pay isterdik.Tarlalarda mantar toplayıp,soğuksuda piknik yapardık..Akşam sığırın önüne çıkar taşkıranda top oynardık.Bir çerçici geldimi naylon poşet toplar sele alırdık.Maç yapmak için kopun çayırına yaya giderdik.Bayramlarda  büyüklerin camiden çıkmasını bekler ev ev dolaşıp şeker toplardık.Biran önce kış gelsin babalar gurbetten dönsün diye yollara bakardık.Yemlik ,gımı,kuzu kulağı,evelik, madımak ıssırgan süsü olurdu ilçemin.

Yüreğimizde sürekli duyduğumuz sızı sıla Sarıkamış’ımın özleminden başkası değilmiş meğer.Bu sızı ancak baba ocağımızı sılayı rahmimizi yılda en az bir sefer ziyaret ederek giderebiliriz.Bu sızının yeni nesillere kalıtım yoluyla olmasa bile anlatarak memleket sevgisini yüreğinde hissetmelerini sağlayabiliriz…..19.02.2009