MURAT YILMAZ KARDEŞİM KUSURA BAKMA İSTEMİYEREK OLMUŞTU

   

Sevgili hemşerilerim şimdi size bir Ramazan ayı memleket hatıralarımdan 
birini anlatacağım.

Sarıkamış ilçesinin Yeni mahallesinde daha açıkcası bilenler için imam hatip cami yanı
 eski tekel binasının üst tarafında ikamet ederiz.Mübarek ramazan ayında bildiğiniz gibi
 oruç tutardık.Mahalle arkadaşlarım olan ve sürekli birlikte gezdiğimiz belli bir gurubumuz vardı.Gündüzleri her ne kadar haylaz ve yaramaz olsakta akşamları iftardan sonra çok
 mütavazi olurduk.Nedenmi gurup arkadaşlarımı sayıyorum Murat YILMAZ,Öztürk ÇELİK,Fikret SANTIR,Hakan-Tarkan ÖZTÜRK,İbrahim KAYA,Ufuk-Sezgin-Mahmut YILMAZ daha bir kaç mahalleden arkadaş ile ramazan aylarında akşam ile yatsı namazları arasında imam hatip camiinde kuran öğrenme kurslarına katılırdık.
Zamanın hocalarından Nurettin Hoca vardı o zamanlar camiide bizlere cüz vermişti ve 
bunlardan kuran öğrenmek için çalışmalara başlamıştık.Hepimizde çok azimli ve kararlı
 birer öğrenciydik.Hatta öğlen-ikindi-akşam namazlarına dahi geliyorduk.Sabah namazı 
erken olduğu için kalkıp gelmezdik.Nurettin hocanın cüzleri sakladığı yeri biliyorduk 
cüzlerimiz eskidiği zaman yenisi ile değiştiriyorduk hoca duysa bizi palakaya yatırırdı
 herhalde.O zamanlar bizler gibi derslerine çalışan yaşlı amcalarımızda vardı yanımızda
 onların bizden daha fazla azimli olmaları karşısında biz onlara aramızda takılırdık.İşte son 
sınavlarına hazırlanıyorlar gibi laflar ederdik.Hatta bir gün öğle namazından sonra arkadaşlar 
ile camide ders çalışacağız diye kaldık herkes çıkıp gitmişti bizde çalışmaya başladık geçen 
belli bir saatten sonra ben camiinin ses yayın cihazının bulunduğu yere gittim ve elektirik 
düğmelerini açarak sesin gelip gelmediğini kontrol ettikten sonra yanık sesimle ezan okumaya başladım hatta bu esnada amca oğluna çık dışarı bak bakayım sesim nasıl çıkıyor diye söyledim.Oda birazdan geldi ve güzel çıkıyor dedi.Birden aklıma vakitsiz bir ezan okuduğumuz geldi insanlar camiye gelir diyerekten apar topar ordan kaçtık.Daha sonra aramızda anlaşarak böyle bir şeyi yapmadığımıza karar verdik.İftardan sonra camiye gittik bizimle birlikte ders çalışan yaşlı amcalar aralarında konuşuyorlardı (yav bu gün evde oturuyordum birden ezan okunmaya başladı önce şaşırdım namaz vaktimi geldi diye saate baktım vakti değildi ne oldu birimi vefat etti sandım camiiye geldim kimse yoktu.Evet bizde duyduk bir anlam veremedik)şeklinde konuşuyorlardı demek ki bizden kimse şüphelenmemişti.
Camiden çıktıktan sonra evimizin arkasına gittik orda gecenin karanlığında saklan baç oynamaya başladık saklan baç dediysem de ortaya top koyuyorduk birİ ebe oluyordu topa vurup kaçıyorduk ebe topu bulup getirip bizi arıyordu bulduğunun ismini söyleyerek topa koşup dokunuyordu neyse derken ebe ben oldum.Topa öyle hızlı vurdular ki top gecenin karanlığından faydalanarak kayıplara karıştı her ne kadar aradıysam da bulamadım.Derken aklıma sinsilik geldi ve topa benzer bir yuvarlak taş alarak getirip topu diktiğimiz yere bıraktım.Nasıl olsa yerde top değil de taş vardı yalandan arıyormuş gibi yapıp taşın başından uzaklaştım tam bu esnada benim gittiğimi gören amca oğlu 
Murat YILMAZ taşa top sanarak koşup vurdu. koşarken kendisinden şöyle bir ses geliyordu hey sobeleyemedin koş topu getir diyor du.Ama top diye taşa vurduktan sonra aynen şöyle bir
 bağırtı vardı gecenin sessizliğini bozan YANDIM ANEY ÖLDÜM ANEY diye.Kardeşimiz 
yerde can havliyle kıvranırken ben tezek birikintileri arasında kendimi yere atmış gülüp duruyordum.Murat ın bağırtısına mahalleli dökülmüştü kardeşimin parmakları büyük 
hasar görmüştü o günden sonra bir daha gece karanlıkta saklan baç türü oyunlar oynamadık.

DEMEKKİ NEYMİŞ VAKİTSİZ EZAN OKUMUYACAKMIŞSIN......


                                                                                                                                                                                             Mükerrem