ANILAR
Herkesin Sarıkamış a dair anıları ,özlemleri kim
bilir ne kadar çoktur.
Eminim Sarıkamış ta şu an yaşayanlar bizim gibi gurbette olup da
memleketimize duyduğumuz özlemimizi,anılarımızı yazıya dökmemizi
anlamakta zorluk çekiyorlardır.
İnanın bu duygularımızı ancak yaşayarak anlayabilirsiniz.
Benim de Sarıkamış ta güzel günlerim,anılarım,zor zamanlarım oldu .
Sarıkamış lisesinde okuyup ta kaç kişinin o okul yokuşunda anısı olmamışdır
.
Kar kıyamette düşe kalka ,arkadaşlarımızla sohbet ederek kim bilir ne güzel
günlerimiz oldu?
Sevgili kuzenim Ersan (ABAT)ın gelmesiyle renklenen hayatım ufak tefek çatışmalar
olsada eğlenceli bir şekilde devam ediyordu.
Okuldan öğlen her zaman olduğu gibi yemeğe eve geldik.Evde kimse yok.Tabii
yemekte yok.Kuzenim Ersan ben yumurta kırarım dedi.Ne yalan söyliyeyim
benimde işime geldi.Bir güzel masada yumurtanın gelmesini
bekliyorum.Yumurtalar geldi, geldi de ben şok oldum.Karabiberli ve az pişmiş
hatta hiç pişmemiş yağda yumurta.Yemeyi bırakın görüntüsüne bile
dayanamadığım bir yemek.Hemen eleştirmeyin ,herkesin sevmediği mutlaka
yemekler vardır.Benimde çocukluğumdan kalma bir durum.Ben aç kaldım
,kuzenim Ersan bir güzel yumurtaları yedi.Küçük çapta bir tartışmadan
sonra kuzen okula gitti.
Bende kitaplarımı toparlayıp Almanca ev ödevimi aldım.Bir de ne göreyim
canım kuzenim ev ödevini evde unutmuş.
Nasıl mutlu oldum anlatamam.Ödevin son günü.Bu gün gitmesi şart.Onunda
ödevini aldım ve yola çıktım.Okulda üç almanca öğrencisiyiz .Öğretmenimiz
başka okuldan geliyor.
Neyse ben söylene söylene okul yokuşunu çıktım .Okul bahçesinde kuzenim
ve diğer almanca öğrencisi arkadaşımız asker çocuğu Ufuk la geziyorlar
.Göz göze geldik.Ben ‘Ersan bu gün Almanca ödevinin son günü ,ödevini
evde unutmuşsun’dedim.Kuzenimin telaşı görülmeye değer.Arkadaşımız
Ufuk ,Ersan a zilin çalmasına beş dak. var ,koşarak gidersek yetişiriz
dedi.
Ve ilk dersimiz Almanca.
Bunlar koştura koştura yokuş aşağı inmeye başladılar.Bende bahçe kapısından
onları seyretmeye başladım.Bir çırpıda aşağı inmişlerdi.
İntikam almanın tam zamanıydı.Ben avazım çıktığı kadar Ersan diye bağırmaya
başladım.Üç dört denemeden sonra sesimi duyurmayı başardım.Bana baktıklarında
onun ödevini büyük bir keyifle sallamaya başladım.
Ersan ın bana bakışını o mesafeden bile gördüm diyebilirim.Bu kez bende
telaş başladı.Eee ne yapalım sonunu düşünen kahraman olamaz.
Bu intikam, çantasından hakkımız olan çikolataları almaya
benzemiyordu.Yokuş aşağı inişinin iki katı bir eforla çıktığını görünce
hemen okula sığındım.Allah tan ders zili çalmıştı.Hemen sınıflara
girdik.Bir süre sonra nefes nefese Ersan ve ufuk geldiler,ardından hocamız
geldi.Ben gayet kendimden emin aldığım intikamın keyfiyle kuzenimin ödevini
uzattım ama göz göze gelmemek için ben başka yerlere bakıyorum.
Nasıl olsa okulda da evde de güvendeydim.Anneannemin korkusu Ersan a
yeterdi.
Aslında kuzenim çok espirili,akıllı,cana yakın mükemmel bir insandır.Kızgınlığı
çabuk gider asla kin tutmaz.Yani bu anlamada bana benzemez.
Okuldan eve geldiğimizde benim yaptıklarımı unutmuştu bile.Öyle de dünya
tatlısı bir insandır.
Anneannemle yaşadıklarımı yazsam roman olur.Bana hiç kıyamaz ,diğer
torunlarına kıyasla bana daha bir ihtimam gösterirdi.
Bir hafta sonu yorgun bir şekilde folklör çalışmasından geldim.Sağolsun
hocamız Nesimi abi defalarca yaptırdığı provalarla canımıza okurdu.
Canım anneannemde yukarı Sarıkamıştan gelen sütü sobanın üzerinde
kaynatmaya çalışıyordu.
Ben de o yorgunlukla dinlenmek için o zamanlar çok meşhur olan çekyata
oturmak üzereyken canım İzzom (ananem) mutfaktan elbezi istedi.Ben isteksiz
bir şekilde aheste aheste mutfağa gidip elbezini alana kadar süt sobanın
üzerine taşmıştı bile.İzzom getirdiğim bezi çok nazik bir şekilde
bana fırlatarak tüüüü sufatan (suratına) ayağların gogoç olmuş,getirme
getirme artık lazım değil demez mi?
İzzomun bana ilk sert tepkisiydi.O an ne kadar üzüldüğümü anlatamam.Ama
canım İzzzom gönlümü alamsını bilir.Hiç kıyamaz bana.Bu kızgınlığı
bana ilk ve son oldu.
Şimdi ise kahkahalarla o günleri yaad ediyoruz.
Gonca Budak ATİKEL