GAZZE KAN VE GÖZYAŞI
Gazze yıllardır dinmeyen acıların kenti.Aç,susuz ve çaresiz. Ama,
onurlu duruş sergileyenlerin yurdu.Yer yüzünün yalnızlaştırılmışlarının
diyarı.Her akşam, sıcak evimizde kanepelere kurularak israilin vahşetini
izliyoruz.Oskar ödüllü bir vahşet filmini izlercesine. Belkide başrol
oyuncusuna alkış tutarcasına.
Küçücük yavrucaklar toprağın kucağına veriliyor, daha ana
kucağına doymadan. Çaresizlik içinde çırpınıyor analar ne yapacağını
bilmeden. Duyarsız dünyanın merhametsiz vijdanlarına sesleniyorlar. Ama,
onuru elden bırakmadan. Rablerine sığınıyorlar. Ama, çaresizliklerine ve
imkansızlıklarına isyan etmeden. Ve yine tek vekil tek yardımcı O’nu
bilerek. Rab’bın vaadıne inanmışlığın bütün emarelerini üzerlerinde
taşıyarak.
Gazze, bize nasır tutmuş kalplerimizi sorgulama imkanı verdi
yeniden. Gazze, vahşet ve dehşet filimleri ile körelmiş duygularımızı
sorgulama imkanı da verdi.
Gazze, halkı bize zavallı gözükmesin sakın. Onlara duyarsız
kalan, kalpleri nasır tutmuş yer yüzünün diğer Müslümanlarıdır, asıl
zavallı olanlar. Suud kıralları, Mısır’ın çağdaş firavunları ve
Petro dolar milyarderi arap şeyhleri; siz Dubai de yedi yıldızlı
otellerinizde eğlene durun. Sorulacaktır sizede 5 aylıkken yanarak kömüre dönüşen
yavrucağın hesabı. Ve yine sorulacak size bir avuç Yahudi’nin Ortadoğu’daki
zülmünün ortaklığı. Ve yüzünüze söylenecek elbet asıl zavalının
sizler olduğunuz.
Peki ne olacak şimdi. Nasıl bir kurtuluş reçetesi lazım. Geçmiş
tarihte var bunun cevabı. Bu topraklar yeniden Osmanlı’ya hasret. Bu zülüm
ve bu gidişat yeni bir lider güce gebe. Yeniden toparlayacak, bir araya
getirecek ve birleştirecek harca ihtiyaç var. Zalime desdur diyecek o ruhu
yakalama zamanı artık.
Yer yüzünün yalnızlaştırılmış onurlu halkına selam olsun.