MAR
Nasıl olmasın sana, tüm dünya
karasevda,
İki kıt’ada bir kent, yalnız sende MARMARA.
Çok ümitler tükendi, dağıldı surlarında,
İki köprü ve boğaz, başka nerde MARMARA.
İki kara bir bütün,
köprüler perçinlemiş,
Hazan kırmış dalını,
kara bahtın gülmemiş,
Dağlardan kulaç atıp,
Haliç’te demirlemiş,
Bir Yeniçağ Fatih’i,
bekleyende MARMARA.
Topkapı’da emanet, gelmiş
geçmiş ne varsa,
Yaşar bugün de dünü, hayranlıkla bakarsa,
Paha biçemez sarraf, kaşıkçının elmasa,
Herbir çakılın elmas, değerinde MARMARA.
Umudu tohum saçtım,
bıraktım sularına,
Yelken açtım kıyından,
azgın dalgalarına,
Şafağı delip geçer,
gürler ufuklarına,
Sultanahmet hoş seda,
seslenende MARMARA.
Guruba yürürken gün, kızıl
bir matem sanki,
Ay mateme tahammül, gösteremez inan ki,
Kollarında ziyası, muhabbet o zaman ki,
Güneş ve ay gövdene, nur serende MARMARA.
Balıklara ne dersin,
nasıl can bulur sensiz,
Kuşlar ötmez, gül
bitmez, martılar kalır sessiz,
Ormanlarından mahrum,
yaşanır mı ciğersiz,
Sura üfler İsrafil,
yel esende MARMARA.
Sen bizimle mutlu ol, biz
seninle bahtiyar,
Bir nida yükselir ki, Eyüp’ten fecre yayar,
Sanmam ki eşin olsun, benzemez hiçbir diyar,
Cenneti düşler Metin, her köşende MARMARA.
Metin DEMİRCİ Gebze